27 Mayıs 2004

 

 

Enerji Bakanlığı var mı?

 

Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR

 

Geçen Cumartesi TOBB’un Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Başbakan Erdoğan, “Kimse kötü sürpriz beklemesin. Uçak tecrübeli pilotların elinde, merak etmeyin!” demiş ve şu güvenceyi vermiş: “Reformlar sürecek. Programdan taviz ya da sapma olmaz”.  Reformlar elbette çok geniş kapsamlı, Elektrik Stratejisi Belgesi denilen Yüksek Planlama Kurulu Kararı’nda olduğu gibi, şimdi reformun reformu diye ortaya antireform da çıkabiliyor. Peki, serbestleştirme ve özelleştirme reform değil mi ki, Doğalgaz Piyasası Kanunu uygulanmıyor? Geçen hafta “Doğalgazda devletçilik mi?” demiştik. BOTAŞ’ı korumak ve kollamak adına, “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” ile gaz kontrat devirlerinden cayılıyor, ithalat serbestisi de zorlaştırılıyor. Yoksa, serbest piyasaya veda ettirecek bir pilotaj hatası mı?

 

Geçen haftaki yazım üzerine üniversite öğrenciliğinden arkadaşım, rahmetli Özal’ın Hazine Müsteşarı Namık Kemal Kılıç, mail göndermiş, “Enerji Bakanlığı diye bir Bakanlık mı var? Bir buçuk senedir, tahkim davalarını kaybetmekten başka, hangi konuyu hallettiler de sıra gazın özelleştirilmesine geldi?” diye soruyor.  Başbakanımız Erdoğan, Özal’ı örnek alıyor da onun için Özal’ın yakın çevresindeki beyinlerden Namık Kemal Kılıç’ın görüşlerine köşemde yer vermek istedim. Kendisi enerji konusunu bilir. Özal zamanında yap-işlet-devret ile nükleer santral kurulması pazarlıklarını yapmıştı. Özal’dan sonra özel sektörde Türkmenistan gazını Türkiye’ye getirmek için az uğraşmadı. Doğalgaz Piyasası Kanunu hazırlanırken, Petform adına çalışmalara katılıp özel sektör görüşleri doğrultusunda tasarının gelişmesini sağladı.

 

Enerji Bakanlığı Müsteşarı saygıdeğer dostum Doç. Dr. Sami Demirbilek de mailinde, “Görmüyor musunuz, oligopol oluşturulmaya çalışılıyor?... Bu devir nasıl yapılacak? Kanunu yazarken bile şüphe duymuşlar... Fiyat aynı ise ve kimse yüzde 20’yi geçemeyecekse, neresi serbestleştirme neresi serbest rekabet?” demiş. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve Rekabet Kurulu yok mu? Sakınılacak olan oligopolleşme değil, oligopol piyasada kartelleşmedir. Bunu engellemek de düzenleyici kurulların görevi. Devlet tekeline hayır, özel sektör oligopolüne evet. Kartelleşmemiş oligopol piyasanın kıran kırana rekabet piyasası olacağını da söyleyelim. Fiyatın aynı olacağı nereden çıktı? Hazırlanan sakıncalı tasarı gerekçesinde adı geçen Gazprom olduğundan, biz de o Rus şirketini ele alarak şunu diyoruz: Farklı şirketler Gazprom'dan farklı fiyata gaz alabilir, fiyatı belirleyen devletin gaz formülü olmayacak ki! BOTAŞ için değil, özel sektör için yüzde 20 sınırını kaldırın, reform yapın.

 

Namık Kemal Kılıç, “Gaz özelleştirilmesinde sıkıntı olabilir, bilhassa Rus, İran ve Cezayir anlaşmalarında. Fakat, Şahdeniz ve Nijerya anlaşmaları kolayca devredilebilir. Statoil-Koç ve Shell bu konuda müracaat etmiş olmasına rağmen herhangi bir işlem yapılmadı nedenini bilmiyorum diyor. Hepsinin çözümü var, ama siyasi irade yok. “BOTAŞ’ın Gaz Alım Sözleşmelerinin Devri İhale Tasarımı” diye, hizmete özel belge de başka dokümanlar da var, yani yöntemi hazır. Olamaz demek yerine yasa uygulanmalı. Bugünkü hükümet kanunu çıkaran hükümet kadar kararlılık gösteremeyecek mi? Bakan Dr. Güler, pilotaj hatası yapmamalı! İstenirse Rus gazı kolay devredilebilir. Harcanmaması gereken BOTAŞ’sız bir Turusgaz, ayrıca Gazprom’un iştiraki Alman Zaribezhgaz ve Hollandalı Ringaz’ın ortak oldukları Bosphorus Gaz bu işi halledebilir. Ortaya çıkabilecek başka Türk şirketleri de olur. Piyasa beş şirketle de sınırlı kalmaz, çeşitli şirketler oluşur, ama bunlar BOTAŞ’ın yeni ortaklıkları olmamalı!

 

Mısır gazı 2005’de Suriye kapımıza geliyor. Bakan Dr. Güler, Mısırlı Bakan Fahmy ile görüştükten sonra yine BOTAŞ’ı görevlendirmiş. Mısır’ın Ankara Büyükelçisi Ekselans Fathalla, bu işi özel sektör eliyle yapmak istediklerini bize söyledi. Hem Türk piyasasına girmek ve hem de Türkiye üzerinden Avrupa’ya açılmak istiyorlar. Müsteşar Demirbilek, Mısır gazı için ortada bir şey olmadığını söylüyor, önceki hükümetlerin imzaladıkları o kadar çok mutabakat zaptı var ki! Irak gazı için de Türk özel ve kamu sektörü Fransızlarla ortak proje geliştirmişti, savaşın tozu ve dumanıyla ferman kayboldu. Bakanlığın fermandan haberi yok, zaten Irak gazına Bush’un yardımcısı Dick Cheney’in eski şirketi Halliburton el attı bile. Yalnız, o da Türkiye’yi yokluyor, hedef yine Türkiye üzerinden Avrupa. Türkiye’nin Avrupa gaz pazarına aktör olarak girebilmesi, önce kendi piyasasını özelleştirerek serbestleştirmesine bağlı. Bu AB üyeliği için de gerekli bir serbestleştirme, şu anda değerlendirme kriteri bile olabilir!...

 

Kategoriler

DUYURULAR